Merhabalar, bu yazımızda ‘Etkili Sunum Teknikleri’ konusunda dikkat edilmesi gerekenleri aktarmaya çalışacağım. Yazıyı yazmak benim için dokuz yıllık eğitim, danışmanlık ve sunum konusunda tecrübelerimi toplamam sonucunda ortaya çıktı. Bu hususu belirtmem gerekir. Bu maddeler kesin veya değişmez maddeler değildir; elbette herkesin konuya yaklaşımı ve tecrübesi farklıdır. Konuyu üç farklı maddede toparladım. Sunum öncesi, sunum anı ve sonrası şeklinde. Naçizane kendi tecrübelerim bu şekilde olup gelin yakından incelemek için başlayalım.

-İlk başlangıç noktası elbette yol. Trafik koşullarını, aracın durumu vs gibi konuları öncesinden halledip vakitlice mekana ulaşmaya gayret edin. Stres içerisinde etkili bir sunum yapmanız mümkün olmayacaktır.

-Bir kıyafet, ayakkabı vs. denemenizi kesinlikle sunum günü yapmayın. Belki sizi rahatsız edecektir.

-Bir gün öncesinden riskli veya bilmediğiniz yerlere gitmeyin. Üşütme veya hastalanma olasılığına dikkat edin.

-Bilmediğiniz yemek veya içeceklerden uzak durun, midenizi bozmayın.

-Serdar Kuzuloğlu’ndan dinlemiştim. Tuvalet ihtiyacınız varsa pisuvar yerine kabin kullanmayı tercih edin. Seyirci birazdan sahnede olacak bir kişiyle yan yana tuvalet ihtiyacını gidermek istemeyebilirler. Kadınlar için zaten kabinden başka seçenek mevcut değil o yüzden üzerinde durmuyorum. Onlara şunu önerebilirim. Makyaj tazelemek veya saç taramak gibi şeyleri birileriyle aynı ortamda yapmak eksi puan olarak yazılacaktır.

-Öncelikle kendinizi bilmeniz gerekir. Rahmetli Kemal Sunal’ın: “Ben buraya niye çıktım, çıktım ama çıkmamışta olabilirim…” repliğini hatırladınız değil mi ?

-Kendinizi burada ne işim var, hangi konuda sunum yapacağım, ben bunu yapabilirim gibi cümlelerle inandırmanız ve öz güven konusunda ikna etmeniz şart.

-Su, kağıt, kalem, peçete, ıslak mendil bulundurmakta fayda var.

-Kartvizit taşımayı unutmayın, yoksa eğer sunumun başında sosyal medya veya iletişim bilgilerinizi paylaşmak güzel olur.

-Bilgisayarınızı o gün mutlaka açıp deneyin, şarjını kontrol edin, güncelleme yapıp yapmaması konusunda dikkatli olun. Sunum kumandası kullanıyorsanız yedek bir pil bulundurun.

-İlk izlenim çok önemli! İnsanlar ilk üç saniyede sizin hakkınızda bir görüşe sahip olur, yedi saniyede yorum yapar, doksan saniye içerisinde de çıkarımda bulunur. Bu yüzden ilk izlenim çok çok önemli. Dik bir vücut duruşu, samimi gülümseme, doğru beden dili kullanımı, doğru ses tonu, uygun kıyafet (Hz.Mevlana insanlar kıyafetleriyle karşılanır, kişilik ve bilgisiyle uğurlanır der) ve sahne kullanımı gibi farklı konulara dikkat etmek elzemdir.

-Girişte kısaca kendinizden bahsedin, selamlama kısmına özen gösterin, özellikle protokol varsa sıralamaya mutlaka uyun, ne anlatacağınızdan, ne kadar sürecek, soruları sunum içerisinde mi sonunda mı alacağınızdan (bence sonda alın), konu başlıklarınızdan girişte bahsetmekte fayda var.

-Sunum yapacağınız grupla ilgili ortak nokta bulabilirsiniz. Öğretmenlere sunum yapmaya gittiyseniz benim babam da Türkçe öğretmeni deyip bir etkileşim sağlayabilirsiniz.

-Girişte bir aktivite yaptırmak çoğu zaman salonu ısındırır.

-Dinleyicilerle daha ısınmadan onlara soru sorarsanız cevap alamayabilirsiniz.

-İnsanları gözlemleyin, bakış ve beden diline göre sunumun seyrini değiştirin.

-Konuya hakim olun. Anlatacağınız konuyla ilgili 500 örnek varsa bu 500’ü anlatmaya çabalamayın. Etkileyici 5, 10 örnek çok daha keyifli olacaktır.

-Vücutta ellerin konumuyla ilgili üç farklı bölge vardır. Belden aşağı, bel ile omuz arası, omuz ve kafa yukarısı. Ellerimizi bel ve göğüs arası kullanarak, dirsekleri biraz açarak sunum yapmaya gayret edin. Unutmayın bu bölgenin ismi aktif bölge olarak geçer.

-Tablo vs. gibi bilgi aktarıyorsanız mutlaka bunlara hakim olun ve anlaşılır görseller kullanın.

-Kullandığınız kelimelerin manasını bilin, Osmanlıca, İngilizce, Farsça konuşarak hava atacağım diye uğraşmayın. Öyle kişiler varki mahsur ile mahzur kelimelerinin ayrımını bile yapamıyor.

-Unutmayın! Ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemli. Ne ve niçin sorularını nefis sorar, nasıl sorusunu gönül sorar.

-Problem, sıkıntı, hata gibi kelimelerin yerine; ihtiyaç, durum tespiti, nokta atışı gibi kelimeler kullanın.

-Parazit kelimelerden uzaklaşın.

-Görsel ve işitsel olmaya çalışın, slaytı yazılara boğmayın, uzun cümleler yerine anahtar kelimeler seçin.

-Asla slaytı okumayın. İnsanlar sizinle göz iletişimi kurmaya, sizi dinlemeye geliyor. Slayt okumak çok büyük bir saygısızlıktır.

-Karşı tarafta merak uyandıracak şeyler bulun, cümleleri ona göre seçin.

-Her sunumunuzu mutlaka ayna karşısında veya bir tanıdığınızın karşısında öncesinden yapın. Mümkünse video veya ses kaydı yapıp bunu izleyin veya dinleyin.

-Her sunum gireceğiniz farklı ortamlara göre farklı şekilde yapılabilir. Bu tamamen grubun sosyal yapısına bağlıdır. Her örnek aynı tepkiyi almayabilir.

-Kaynağı kesin olmayan cümleleri kullanmayın. Örneklerde kaynak göstermeye gayret edin.

Başarılı sunucuları veya TEDX gibi mecraları takip edin.

Yok efendim karşınızda tavuk var, inek var gibi hayal edin, konuşmalarınızı ona göre yapın diyenlere inanmayın! İnsanların alınlarına hızlı bir şekilde gruplar halinde göz gezdirerek sunumunuz yapın. Allah aşkına kim aşağıdaki bir gruba sunum yapmak ister ?

-Sunum yapacağınız yeri öncesinden görün. Bilgisayar, ses sistemi, sunum kumandası, ışık vb. test edin.

-Ağır yemekler ve gazlı içeceklerden sunum öncesinde uzak durun. Yemekten sonra ağız temizliğine dikkat edin. Dişinizde maydanoz kalıntısıyla etkili sunum yapmanız pek inandırıcı olmaz öyle değil mi ?

-Kişisel bakım ve temizlikte çok önemli. Tırnağınızın içi pislik doluyken hijyen konusunda sunum yapmanız kime inandırıcı gelir?

-Kendi bilgisayarınızı götürmeye gayret edin, sunumları mutlaka yedekleyin. Bazen faklı cihazlar sunumu açmaz, bazen videoyu oynatmaz. (Nereden mi biliyorum? Bir arkadaşım söyledi de…)

-Türkiye’de konuşulmaması gereken üç farklı konu…Asla ama asla siyaset, din, futbol konularına derinlemesine girmeyin.

-Rozet, flama gibi bir yeri veya kurumu temsil eden şeyleri takmayın. Her zaman değil tabii ki ortama göre bu değişir.

-Ağır parfüm veya bilmediğin ve ikram edilen kokuları sunum öncesinde kullanmayın.

–Nefes konuşmanın yakıtıdır. İyi bir sunum doğru nefesten geçer. Bunun için diyafram nefesi şarttır. Ben bu konuyu 2 saatlik bir eğitimle anlatıyorum. Özetin özeti: nefes alırken karın kası dışa ve yanlara doğru açılacak, göğüs ve omuz hareket etmeyecek. Nefes verirken karın içeri doğru girecek. Bu doğru nefes yani diyafram nefesi alma şeklidir.

-Topluluk önünde konuşma korkusu ölüm korkusunu geçiyorsa eğer, bunu ancak diyafram nefesiyle yeneriz. Etkili hitabetin, heyecanı ve panik atağı kontrol altına almanın yolu buradan geçer.

-Konuşmanın daha akıcı hale gelmesi, sesin doğru tonda ve yükseklikte çıkması, sesin güzelleşmesi hep diyafram nefesine bağlıdır.

-Melodik sese dikkat etmek gerekir. Malum 8 notamız var. İnce do ile başlayıp kalın do ile biten notalar. Her notanın ayrı duygusu vardır. Doğru notadan konuşarak insanları kendinize inandırır ve dinletebilirsiniz. Yazıda bunu nasıl ifade ederim bilmiyorum ama anlatmaya çalışayım.

Mesela kalın do, donuk ses, duygusuz bir tona sahiptir. Alçak bir sesle kızdığımızı düşünelim:”Oğlum!” İşte bu kalın do sesidir. Şansal Büyüka sesi diyebiliriz buna. Re ikna sesidir. Mi yalaka sesi. Fa coşku sesi. Rüzgarlı havada haber sunan spikerleri düşünün. Sol siyasetçilerin hitabet sesidir. La ikaz uyarı sesidir. Dur, kaçma, ateş vb. Si tükenmişlik sesidir. Caner’in kafasında bardak kırarken çıkarttığı ses tonu.


İnce do ise hani yer yılbaşında video çeken birisi var ya. “2019’a girdik lan!” diye bağıran genç. O da ince do sesine örnektir.

-Beden dili ve sahne kullanımı çok önemli. Sahnede sabit kalmak, kürsünün arkasına saklanmak, tek bir noktaya bakarak sunum yapmak, eller sürekli cepte anlatmak olumsuz bir izlenim oluşturur.

-İletişimde üç ana unsur vardır. Beden dili, ses ve söz. Bunlardan beden dili %55, ses %38, söz %7’lik bir paya sahiptir. (Tahmini). Burada mikro ifadeler konusu da çok önemli. Bu konuyla ilgili de Ahmet Şerif İzgören, Aşkım Kapışmak ve Oğuz Benlioğlu isimlerini takip etmenizi öneririm.

-Elbette diksiyon da bu konuda çok önemli. Unutmayın diksiyon ile etkili hitabet farklıdır. Rahmetli Süleyman Demirel’in diksiyonu düzgün değildi fakat iyi bir hatipti.

-Diksiyon konusu sesin, tonlamanın, vurgulamanın, anlam duraklarının kuralına uygun olarak icra edilmesidir. Konuşmanın kalitesi demektir. Yani İstanbul ağzıyla konuşmaktır.

-Ortalama konuşma hızımızı dakikada 130-170 arasında olmalıdır.

-Tonlamalara çok dikkat etmemiz gerekir. Kelimelere ruh katmak onlara o heyecanı katmak gerekir. Sürekli aynı ses tonunda, yükselmeden, alçalmadan çok sıkıcı bir sunumu kimse dinlemek istemez.

-Beklenmedik müdahaleler olabilir. Sizi protesto eden, dalga geçen, sözlerinizi çarpıtan kişiler salonda mevcut bekliyor olabilir. Lütfen sabırlı, ve kontrollü bir şekilde onlara cevap verin.

-Eğer içinize kapanık bir kişiliğe sahipseniz size Vizyon Koleji Kurucu Müdürü Sayın Abdulkadir Özbek hocamdan dinlediğim sosyal alan cesaretini öneririm. Dört hafta boyunca dört maddeden oluşan bir alıştırmadır bu.

Unutmayın her hafta bir madde yapılacak ve sıralama aynen aşağıdaki gibi olacak.

Birinci madde: Tanımadığınız insanlarla selamlaşın. Zaten sünnet olanda bu değil mi ?

İkinci madde: Tanımadığınız insanlarla 2-3 dakika sohbet edin. Yukarıda saydığım üç konu hariç. Ortak nokta bulun ve sohbet edin.

Üçüncü madde: İşlek bir caddeye çıkın ve karşı tarafta birisi varmış gibi bağırın, el sallayın. Siz bağırdığınızda herkes aynı anda gözlerini size dikecek. Örneğin Mert diye bağırın, el sallayın.

Dördüncü madde: Bir dükkana girin ve alakasız bir şey isteyin. Fırına girin ve göz damlası sorun. İnsanların size şaşkın, aşağılayıcı veya öfkeli bakışlarına maruz kalın. Sizi temin ederimki yok cevabı aldığınızda öz güveniniz size ‘emin misiniz abi?’ sorusunu sorduracaktır.

-Bana göre etkili ve güzel konuşmanın dört şartı: duygu, nefes, ses ve ağız. Bunlarla ilgili bol bol alıştırma yapın.

-Sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim, bana katlandığınız için sağ olun gibi cümlelerden lütfen uzak durun.

-Alkışlayan olursa susturmayın, alkışın bitmesini bekleyin.

-Unutmayın! Aynı dili değil, aynı duyguları paylaşan insanlar anlaşabilirler.

-Etkili bir son cümle gerçekten çok önemli. Bende size bir hikaye ile veda etmek isterim. Herkese şimdiden başarılar.

Profesör, konferans vermek üzere salona girmiş. Salon, ön sırada oturan bir seyis dışında bomboşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen profesör seyise sormuş:

– Buradaki tek kişi sensin. Bu durumda, acaba konferans vermekten vaz mı geçmeliyim?

– Hocam ben basit bir insanım; bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.

Bu görüşe hak veren profesör konferansa başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş. Sözlerini tamamladıktan sonra, tek dinleyicisine sormuş:

– Nasıl buldun?

– Hocam, size daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de, eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki bütün yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.